GÜNCELLEDİĞİM BODRUM


Bodrum’un yüzyıllar öncesi yaşamışların kaya evlerine benzettiğim yan yana eklenmiş beyaz boyalı üzerleri begonvil süslü evlerini görmek ve hatta onların içinde birkaç zaman barınmak beni bile,  çok yaşanmışlı Bodrum tarihinde sanki başka bir zamana götürdü.

Bodrum fotoğraflarına http:/picasaweb.google.com.tr/niluferwebfoto galerisinden ulaşabilirsiniz.
Bodrum gezisine Bodrum Kalesi ile devam ettik. Gerçekten özen gösterilmiş ve temiz düzenli bir müze. Kale’ye ilk girişimizde bazı el sanatları ustalarına rastladık. Bunlar el yazısı ustası, ressam, hediyelik eşya ustası ve cam sanatı ustası.


Cam sanatı ustasının yanından geçerken takı sevenlerden birkaçımız takılıverdik. Meğer camdan sadece birşey korumak ve mutfakta kullanmak dışında neler yapılıyormuş. Süs eşyaları, Bodrum’un simgesi amphoralar, bilhassa dikkatimizi çeken yüzükler.

Hepimiz üzerimizdeki kıyafetlere ve tarzımıza uyan renklerden birer tane aldık.

dscn0590.jpg

Cam ustasının yanından ayrılarak yukarıya kaleye doğru yürüdük. Öyle güzel bir düzenleme getirilmiş ki, yorulmak istemeyenler yeşil okları izliyor. Daha çok gezmek isteyenler ise kırmızı okları. Elbette tercih kırmızı oklar,

Kale yolunda M.Ö.14 ncü yüzyıllarda kullanılmış amphoralarla karşılaştık. Bodrum ve çevresinden elde edilen bu amphoralar Bodrum’un simgesi olmuş.

dscn0344.jpg

Bodrum kale gezimizde bir sonraki durağa gitmek üzere çıktığımızda kale bahçesinde özgürce gezinen tavus kuşları gördük.

Ankara’da hayvanat bahçesinin telli duvarları arkasında uzaktan gördüğümüz kuşların bir kol uzaklığında insanlardan kaçmadan yaşaması bize hem ilginç ve hem de keyifli geldi.

Bir hayvanın bile özgürlüğünün ne kadar güzel olduğunu, onu ve onu görenleri bile mutlu ettiğini anladım.

Kalenin güzel tavus kuşlarını sağ tarafta bırakıp

şöyle yorgunluğumuzu atmak için oturacak birşeyler aradı gözümüz. Bir kuş kafesini andıran yeşil parmaklıklı alanın içinde ayyıldızlı bir masa ve etrafında güzel sandalyeler gördük. Bir sanat eserini andıran sandalyer dökümden yapılmıştı. Yerlerinden kaldırmak zor olsa da dinlenmek için çok rahattılar.

gül desenli ayaklar ayyıldıza uzanıyor ve bir buket oluşturuyor. Sandalyenin sırt kısmında ise yine ayyıldız ve güller var. Çok hoş ve bir Türk için gurur verici bir görsellik..

kale burçlarından Bodrum’u görüntüledikten sonra kırmızı oklarımızı izleyerek dönmeye başladık.

maviden yeşile çalan bir kıyı ve denize düşmüş burçlar

Tam kaleden aşağıya doğru inmeyi düşünürken bir takı sergisine daha rastladım. Kale burçlarının içinde özgün, sıradışı, doğal, daha önceden görmediğim gümüş ve değerli taş panosu gördüm. Ankara’da arayıp bulamadığım fabrikasyon olmayan mercan takılar gözüme ilişti. Ordan ayrılmak istesem de ayrılamadım. Çok hoşuma giden bu takıları yapan hanımefendi ile bir müddet söyleştikten sonra çok uygun bir fiyata aldım. Artık Bodrum’u, kaleyi ve burçlardaki o güzel takıları sık hatırlayacağım. Şimdi Ankara’da bu takıları taktıkça ismini bile soramadan yanından ayrıldığım kendi takılarına kendi ışık veren insanı arkamda bırakıp, kalenin kapanıs saati olan 19.00′da koşarak arkadaşlarıma yetiştiğimi, Bodrumun güzel insanını ve beni mutlu eden anları saklayacağım bu mercanlarla birlikte takı kutumda.

Bodrum gezimizin son günü Bodrum’da bir kahve evinde kahvelerimizi yudumlarken Türk Müziği sanatçısı Zeki Müren’in de burada yaşadığını ve evinin müzeye dönüştürüldüğünü konuştuk. Keşke gidebilseydik derken. Karşı Kahve evinin önüde oturan sonrada Bodrum’un yerlisi olduğunu öğrendiğimiz bir beyefendiye sormak gereği duyduk. Kendisi işlerini bırakıp bizi alıp Zeki Müren’in müze evine götürdü.

Buraya kadar gelip de bu evi görmeden gitmek yerine böyle bir şekilde müzeye gelmek bizi mutlu etti.

Üç katlı Bodrum evinin her köşesi sanatçının hayattayken kullandığı şekilde bırakılmış, yalnız duvarlar fotoğrafları ile süslenmişti.


Güzel sanatlar mezunu olan sanatçının kendi yaptığı ebru ve hasır desenler bir odanın tamamını dolduruyordu.

Konserlerinde giydiği giysiler,

sanatçının çıkardığı plaklar,

ve hayattayken kullandığı arabası da

evinin bahçesinde sergileniyor.

Bodrum’a Allah’a ısmarladık derken sahip olduğumuz Yurdumuzun birçok güzelliklerinin yanında, birçok güzel insanı da yetiştirdiğini ve onların birbirlerine değer veren, saygı duyan bir kültür bütününü koruyup paylaştıklarını gördük.

Hoşçakalın.

Düşüncelerinizi aktarın

Siz giriş yapmalısınız yorum yapmak için.